Yazar - Nejla Ozturk
Özledim kokunu Sendeki huzuru özledim Çok uzun zamandır bir umutla uyuyorum Belki bu gece rüyama gelirsin diye Bazen o kadar gerçekçi oluyordu ki Sanki yanıbaşımdasın, hiç dokunamadığım sen… Gurbette yaşarken bu kadar özlemezdim seni, düşünmezdim… Göçtü gitti haberini alınca Işte o an çok özledim Yıllar geçti dinmedi özlemim, dinmeyecek de sanırım...
Hüznümü ve gözyaşlarımı ardımda bırakarak masmavi sularda küçücük bir yelkeniyle ufka doğru yol alırken çocukça bir güzellikte yeniden doğmak istedim. Yaşamı kucaklayıp, güvenli limanlara ulaşmaktı tüm arzum. Hayatın tüm renkleri ile oluşturduğum kendi gökkuşağımın altında salıncakta sallanmak… Aaaaah ne güzel olurdu.
Hayatımın sonuna kadar bütün yapmak istediğim bu… Mecbur olduğum seni tanıyarak yürekten çok sevmek Vapur günün son sefer düğünü çalmıştır. Ve sen karanlıkta koşarak bir ümitle el sallarsın uzaktan hareket etmekte olan gemiye, Şans bu ya kaptan seni görmüştür ve ağırdan alır hareket vaktini Sen son soluk atlarsın kıyıdan ayrılmakta olan geminin...
Ve başladım yaşamla dans etmeye, görünmeyen kanatlarımı taktım yükseldikçe yükseldim… tepeden bakınca herkes ne kadar aynı… merceği tuttum kendime ne kadar farklıyım, yakından herkes nasıl eşsiz, nasıl renkli… Dedim ki kendime, sağa sola koşturmak yerine yavaş yavaş sindire sindire yaşa be kızım… bu kadar kontrolcü olma… kendi melodine...
Gün çoktan ağarmıştı. Kadın kahvenin tatlı aroması ile gözlerini usulca araladı. Yılların emektarı Fikri Bey her zaman işini vaktinde yapar ve (küçük hanımın) kahveyi nasıl sevdiğini unutmamıştı. İpekten sabahlığını üzerine geçirdiği gibi elinde kahvesi ile yalınayak odasının balkonuna koştu. Evleri adanın batı kısmında, uçsuz bucaksız mavilikteki...
İstedim ki ben susayım o anlatsın Konuşsun hiç susmamacasına… Anlatacakları benden fazlaydı, bilgeceydi. Her kelimesi ilginçti. Onun gözlerinin gördüğü dünyada sevgi vardı, güneş vardı, umut vardı… Bahar vardı… Bir de mutluydu, hayatın ona sunduğu her şey için minnettardı. Yüzünü aydınlatan sıcacık bir tebessümü vardı. O gözlerin...
Bana elini uzatsan, sana elimi versem.. Açılsak seninle sonsuz maviliklere… Geçmişin güzellikleriyle geleceğin umudunu buluştursak güvertede… Denize olduğu kadar özgürlüğüne de sevdalı martıların semada süzüldüğü gibi süzülsek ya hep beraber enginlere… Sonra bir türkü tuttursak… O türkü ki henüz hiç söylenmemiş, duyanları aşık eden bir...
Çitini böğürtlenlerle çevirdiğim, salkım saçak sardunyalar arasında kırmızı kokulu güller yetiştirmeye çalışıyorum bahçemde. Kapımın üzerini yaseminlerle ördüm ki evimde gönlümde bahar gibi aşka ve sevdaya dair saf umudum taze kalsın. Sen şimdi bir deli rüzgar gibi esmek istiyorsun o bahçede…
Sizi rahatsız etmek için yazıyorum…! İnsan kendine bırakılmış bir varlıktır, gün geçmiyor ki kendisi hakkında yeni bir şeyler keşfedilmesin. Size insanoğlunun çok bilinmeyen dört genetik kodlarından, “metakognitif algılarından” bahsetmek istiyorum. -Anlam arzusu geni Bizi diğer canlılardan ayıran en önemli farktır bizdeki anlam arayışı. Hayatın...